SON DAKİKA

YENİ BİR GÖÇ AKIMINI KALDIRAMAYIZ

Bu haber 22 Eylül 2018 - 11:09 'de eklendi...

Devlet ve milletler kadınlara verdiği değer kadar güçlüdür”

“Dünden bugüne, Türk kadının omuzlarında vatanın yükü, alınlarında fedakarlığın ışığı, boğazlarında cesaretin madalyaları vardır” diyen Bahçeli kadınların tarihteki yerine ve önemine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Yılgınlığı elinin tersiyle iten, yıkılmışlığı reddeden kararlılık Türk kadınının hasletleri arasındadır. Türk kadını koruyandır, kollayandır, kol kanat gerendir. Toplumsal huzur ve refahın ön şartı ayrımcılığın reddi, cinsiyetçi saplantının dışlanarak kenara itilmesidir. Bu sağlanmadan kadınları sadece belirli gün ve haftalarda hatırlamak yerinde ve yeterli olmayacağı gibi, doğru da sayılamayacaktır. Kadınlık onurunu, insanlığın onuru mertebesinde görmeden atılacak hiçbir adım amacına ulaşamayacaktır. Kadının yok sayıldığı, hor görüldüğü, dışlandığı, ötekileştirildiği toplumlar ilkeldir, geridir. Kadının el üstünde tutulduğu, erkek kadar sosyal hayatın bir parçası olduğu ve fırsat eşitliğinin sağlandığı toplumların ise geleceğe umutla bakabilmesi mukadderdir. Kadının aile ve toplumsal ilişkilerin direği, nirengi noktası olduğu gerçeğini unutmamalı, hafızalardan çıkarmamalıyız. Devlet ve milletler kadınlara verdiği değer kadar güçlü ve kudretlidirler. Çünkü aileyi ayakta tutan ve sarıp sarmalayan kadındır. Aile ise milletin temel taşıdır. Kadın vatandır, kadın ülkedir, kadın gelecektir, kadın gelecek nesillerin güvencesidir.

Önemle ifade etmek isterim ki, bilimden sanata, spordan edebiyata, siyasetten ekonomiye kadar hayatın her alanında kadınların tam manasıyla izi görülüp sesi duyulacaksa önce şiddetle mücadele etmek asıl ve öncelikli olmalıdır. Kadın ve şiddet kelimelerinin yan yana gelmesi toplumumuz açısından endişe ve kaygı verici bir durumdur. Kadınlarının yüzü gülmeyen bir toplumun geleceği umutla karşılaması imkansızdır. Kahraman ve fedakar Türk kadının hak ettiği yerlerde olması, layık olduğu sosyal, siyasal ve ekonomik sıçramalar yaşaması bizim tehir edemeyeceğimiz bir gayedir. Ne hazindir ki, yılın sadece belirli gün ve haftalarında toplumsal eşitsizlik konuları gündeme gelmekte, kadın hakları üstün körü geçilmekte ve fırsat eşitliği laf olsun kabilinden dile getirilmektedir. Kadın sadece bir güne hapsedilecek bir varlık mıdır? Kadınlarımızın sorunları ve sosyal hayattaki yeri sadece belirli bir hafta veya günün mü konusudur? Bu kısır döngü elbette son bulmalı, kadın ile şiddet, cinayet, eşitsizlik ve istismar kelimeleri artık yan yana gelmeyecek şekilde rafa kaldırılmalıdır.

Aziz milletimiz bunu aşabilecek, bunu başarabilecek yüksek bir kültür ve mirasla donanmıştır. Tarihimize baktığınızda da bunu görürsünüz. İl Bilge Hatun”a bakınız. Hayme Ana”ya bakınız. Nene Hatun”a bakınız. Tayyar Rahmiye”ye bakınız. Kahraman Türk kadınına bakınız. Ne derece saygın olduğunu görürsünüz. Bilinmelidir ki, Türk kadını milli şerefimizin abidesidir. Türk kadını milli bekamızın beşiğini sallayan ahlaktır. Nitekim Türk kadını yuvasının da, yurdunun da zarafet, zeka ve ziynetle taçlanmış fertleridir. İftiharla hepinizi böyle gördüğümü ifade etmek boynumuzun borcudur. Eğer bugün son yurdumuzda hür ve müstakil bir biçimde nefes alıp verebiliyorsak, bunda tarihe altın harflerle geçmiş ve elleri öpülesi kadınların büyük bir payı bulunmaktadır.”

Ülkemiz yeni bir göç akımının üstesinden gelemez”

Suriye meselesine değinen Bahçeli, Tahran Zirvesi”nde İdlib”de Rusya ve Suriye rejiminin sivil halkı tehdit eden saldırıları durdurması yönünde bir kararın alınmamış olmasını, Tahran Zirvesi”nden istenilen sonucun tam anlamıyla çıkmadığını gösterdiğini ifade etti. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın İdlib”de yaşayan sivil halkın zarar görmemesi ve Türkiye”ye yönelik muhtemel bir göçün başlamasının önüne geçilmesi için yaptığı ateşkes çağrısının önemli olduğunu söyledi.

Bahçeli, “Gerek İdlib gerekse de Suriye”nin diğer bölgelerinde yapılan operasyonlarda sivil halkın can güvenliğinin korunması, Türkiye”nin hazmedemeyeceği göç dalgasının önüne geçilmesi acil bir ihtiyaçtır. Ülkemiz yeni bir göç akının üstesinden gelemeyecektir. Buna ne ekonomik imkanlarımız, ne de sosyal bünyemiz ve nüfus bütünlüğümüz cevap veremeyecektir. Ülke olarak arzumuz Suriye”de bulunan diğer ülke güçlerinin aynı hassasiyeti göstermesi ve Türkiye”yi anlamalarıdır. Bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanı 17 Eylül 2018 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Putin ile Soçi”de bir araya gelmiş ve İdlib konusunu görüşmüşlerdir. Bu görüşmeden çıkan mutabakat hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından memnuniyet verici bir gelişme olmuştur. İdlib çatışmasızlık bölgesine düzenlenen saldırıların durdurulması hususunda Rusya Federasyonuyla varılan uzlaşma müspet bir sonuçtur. İdlib”de oluşturulan 20 kilometrelik güvenli bölge Suriye”den gelebilecek muhtemel göç dalgasını kaynağında engellemiş ve İdlib halkının huzuru için kapı aralamıştır.

Sonunda ve şimdilik İdlib”de yaşayan sivil halk rahat bir nefes almıştır. Görünen budur. PKK/YPG terör örgütlerinin Akdeniz”e şirret ve zehirli koridor açma emeli daha da zorlaşmış, daha da engele takılmıştır. Suriye”deki barış ve huzur arayışlarına önemli katkılar sağlanmıştır. Soçi Mutabakatı”nda alınan kararlar Tahran Zirvesi”nin devamı niteliğinde bir rol üstlenmiş ve böylelikle dünya kamuoyuna net mesajlar verilmiştir. Tahran Zirvesi”nde görüş ayrılığı olduğu spekülasyonu son bulmuş, Cenevre”de yapılacak görüşmeler için Türkiye”nin elini güçlenmiştir. Rusya”nın askeri müdahale ile yapmaya çalıştığını, Türkiye diplomatik girişimler sonucunda sağlamıştır. Türkiye, Suriye”nin istikrarı için samimiyetle mücadele ettiğini bir kez daha ilan etmiştir. Soçi Mutabakatı”nın hemen ardından Suriye”de Rus uçağının vurulması ve 15 asker kaybının yaşanması ise dikkatlerden kaçmamıştır. Görünen odur ki, Suriye”deki vahim süreç devletlerarası bir kriz için kaynama noktasına ulaşmıştır” dedi.

Akıllarını başlarına alsınlar”

ABD”nin terör örgütlerine yaptığı silah desteğini hala kesmediğinin altını çizen Bahçeli, “ABD gerçekten bölgede kalıcı barış ve istikrar istiyorsa terör örgütlerinin hamiliğini yapmaktan vazgeçmelidir. Anlaşıldığı kadarıyla, ABD”nin Suriye”de siyasi istikrar diye bir derdi yoktur. ABD”nin amacı kaostur, krizdir, siyasi buhrandır. Üstelik bir terör örgütüne karşı başka bir terör örgütüyle işbirliği yaparak samimiyetsizliğini açıkça göstermiştir. Buna karşılık yapılacaklar bellidir. Türkiye”nin güvenliğini tehdit eden kanun ve insanlık dışı her örgütle kararlı mücadele şarttır ve kaçınılmazdır. Teröristler sınır ötesinin hangi bölgesinde bulunursa bulunsun imha edilmelidir. Hangi isim altında yer alırsa alsınlar kafaları koparılmalıdır. ABD”nin kurnazlığı hiçbir fayda etmeyecek ve kahraman Mehmetçik teröristlerin inlerini başlarına yıkmaya devam edecektir. Türkiye”nin sınır dışı operasyonlarla teröristleri etkisiz hale getirmesi, bu operasyonlar ile sözde elebaşlarının imha edilmesi memnuniyet vericidir. Son 45 gün de yurt içi ve sınır ötesinde 366 teröristin etkisiz hale getirildiği Milli Savunma Bakanı tarafından açıklanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaptığı bu operasyonlar bölgemizde hiçbir terör örgütünü barındırmama kararlılığının bir göstergesidir. Buna karşın Irak”ın Türkiye sınırı boyunca asker konuşlandırması ise dikkat çekicidir.

Irak, teröristlerin imha edilmesinden neden rahatsızdır? Irak”ın sınırlarımız boyunca asker konuşlandırmasında ABD”nin rolü var mıdır? Bu soruların cevapları aynı zamanda bölgesel istikrar açısından kimlerin samimiyetle mücadele edip etmediğinin de delili olacaktır. İdlib krizinin çözümü için katil Esad ile işbirliği ya da görüşülmesinin zorunlu olduğunu söyleyenler de akıllarını başlarına almalıdır. Terör örgütleri ile mücadele eden Türkiye”yi eline kan bulaşmış bir katille aynı masaya oturtma heves ve densizliği eğer ihanet ve işbirlikçilik değilse, kesinlikle gafilliktir.

Suriye”nin huzur ve istikrarı için Türkiye tüm gayretiyle mücadele etmektedir. Milli bekamızın savunulması kararlı ve tavizsiz ölçüde sürdürülmektedir. İdlib”de oluşturulan gözlem noktaları da bu kapsamda görevini başarıyla icra etmektedir. Suriye”nin geleceğinde ise tek söz sahibinin Suriye halkı olduğu asla unutulmamalıdır. Ve de zalim Esad”la gidilecek hiçbir yer yoktur, olamayacaktır” mesajını verdi.

–>

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.